Bana öyle geliyor ki bu motosiklet
tutkusu öyle sonradan olmuyor.Aslında hayatının başından beri bu sevdayı
yüreğinin bir köşesinde barındırıyorsun,belli bir zaman sonra birden
motosiklet diye yanıp tutuşmaya başlıyorsun.Şimdi buda nerden çıktı
dediğinizi duyar gibiyim.Ben bu kanıya şuradan vardım.Hiç umulmadık
bir yerde yada şekilde yanınızdan bir motosiklet geçerken sanki senelerdir
arayıp ta kavuşamadığımız sevgilimizi görmüş gibi heyecanlanıp motosiklet
gözden kaybolana kadar nefes almadan takip eder sonrasında da ciğerinizin
yettiği kadar nefes alıp şöyle içli bir offf! Çekeriz.İştee! motosiklet
hayatında ergenlik çağına gelmiş bulunmaktayız,bundan sonra nerde bir
iki teker görsek radar gibi gelip geçene kadar göz takibi yaparız,bu
böyle ne kadar gider bilmiyorum bu ergen olan şahsiyetin maddi ve manevi
gücüne bağlı diye düşünüyorum.Tabi birde bizim gibi off! Çekmekten ciğerleri
genişleyenler var.Ben kendime ve benim gibilere mecnun motorcu diyorum,deliler
gibi isteyipte bi türlü leylasına (motoruna) kavuşamayan sevdalılar.Tabi
bu süreç bana göre en zor olanı bunun ispatı da bunca zamandır yazmış
olduğum ve bazılarınızın okumuş olduğu mantıklı yada matıksız motosiklet
üzerine yazılmış onca yazı.
Hani’’herkesin gönlünde bir aslan yatar’’ diye bir atasözümüz vardır
ya işte bizim gibi mecnun motorcularda böyle bir şey yoktur maalesef
insanlara o tarz motoru seviyorum bu tarz motor almak istiyorum desekte
yalan üzerinde motor bulunan bize rüzgâr duygusunu yaşatabilecek her
iki tekere aslında hasretle göz ucuyla süzeriz. Hiç değilse ben böyleyim...
Bu duyguların bir insana sevdalanan birinin duygularından hiç bir farkı
yok bence işte bu duyguları yüreğinde barındıran ya da barındırdıktan
sonra Leyla'sına (motoruna) kavuşan her motor sever eminim ki motoru
ne olursa olsun ona sevdiği insan gibi bakıp birlikte büyüyüp yollar
rüzgâr ve doğa sayesinde besleneceklerdir.
Kimi insanlar için motosiklet serseri işi kimi insanlar için ölüm makinesi
kimine göreyse sadece hayal edipte hayalden bir adım öteye gidemeyen
motor sevdası yüreğinde yumruk gibi yer eden ulaşılması imkânsız bir
sevgili gibidir.
Motosiklet sevdası çok farklıdır neden mi? Çünkü tıpkı insanı sever
gibi seversin motosikleti onu tanıman lazımdır kanının kaynaması gerekir
sadece sana ait olmalıdır seni hiç üzmemelidir seni aldatıp yarı yolda
bırakmamalıdır işte bu yüzden bir insanı sever gibi bağlısındır motosikletine
işte buna motosiklet sevdası denir. Tabi bu benim naçizane görüşüm ve
düşüncelerim, ama hep aklımı meşgul eden merak ettiğim bir şey var,
acaba motosiklete hiç binemeyip te hayalini kurmak mı daha zor yoksa
çok güzel bir birliktelik yaşadıktan sonra ayrılmak zorunda kaldığın
motosikleti özlemek mi hangisi daha zor, gerçekten çok merak ediyorum
doğrusu..
Bana göre motosikletinde Adabı Muaşeret Kanunu vardır tıpkı yemek yeme
kuralları gibi ya da bir hanım efendi ile nasıl konuşulacağı gibi işte
bu motosiklet adabını benimsemiş kendine ilke edinmiş her motosiklet
sahibi bana göre kardeştir ve her kardeş adayı motosikletini alırken
ilk önce bir bilene danışır illa bir kardeş grubuna girmek ister bu
her motosiklet sevdalısı adayın artık genlerine yerleştirmiştir çünkü;
o duyguyu ve hürriyeti başka kardeşleriyle paylaşmak ister. Motosiklet
kardeşliği dayanışma gerektirir ve büyüklerinden aldığın öğütleri başka
kardeşlerine de anlatman öğretmen gerekir mesela bana hep söylenen ‘gördüğün
büyük küçük her motosikletli kardeşine mutlaka selam ver ve yardıma
ihtiyacı olan motosikletli kardeşini gördüğünde hemen yardımına koş,
hatta uzun yola çıkarken bu olasılığı göz önünde bulundurup ona göre
hazırlığını yap’ işte bizi yani motosiklet sevdalısı kardeşlerimizi
diğerlerinden ayıran yegâne özellik budur.
Umarım düşüncelerimde yanılmıyorumdur ve sizler hayal ettiğim kardeşlerimsinizdir.
Umarım geninde bu duyguları barındırdığını düşünen her motor sever en
kısa zamanda Leyla'sına (motoruna) kavuşur saygılarımla
Leyla'sını bekleyen mecnun Ergin TURHAN..